Köylü çıplak kadınlar
GellIceri’nin paylaşımı yayılmadan önce kim bilebilirdi ki köylü güzellerinin bu kadar ateşli olacağını? Haftanın bir günü ortalıkta görünmeyen kadının izini süren genç ıssız yollarda kaybolduğunu fark etti.
Ansızın beliren silüet nefesini kesti. Doğanın ortasında bir kadın kendinden geçmiş bir halde duruyordu.
Vücudunun her bir kıvrımı güneşin altında parlıyordu. Bunun bir rüya mı yoksa gerçek mi olduğunu sorguladı.
Yaklaştıkça onun bakışlarında bir çekicilik hem de derin bir sır gördü. Sanki yıllardır bu bekleyişi bekliyordu.
Etrafı orman fısıltılarıyla çevriliydi. Esintinin sesi ve uzaklardaki kuş sesleri bu özel ana şahitlik ediyordu.
O, ona baktığında, evren sessizliğe büründü. Gülümsemesiyle bütün kaygıları uçup gitti.
Bu an, onların kutsal anıydı. Gerçeklikten kopuk bir cennetin ortasındaydılar.
Kadının dokunuşu ateşi tutuşturan bir parçacıktı. Her bir uzvu ona doğru çekiliyordu.
Onlardaki manyetizma gözle görülürdü. Sözlerin kifayetsiz kaldığı bir bağ doğmuştu.
Dudaklarda buluşma havayı ısıttı. Her nefes iç içe geçti.
Bedenler birbirine kenetlendi. Saklı fantaziler hayat buldu.
Her hareket birbirini tamamlıyordu. Ahenk içerisinde bir dans başlamıştı.
Akşam çökerken gökyüzü kızıllığı sararken, onların hikayesi ebediyete mühürlendi.
Bir daha o kadınla karşılaşır mıydı bilinmezdi. Ama bu hatırayı ömrü boyunca hatırlayacaktı.
Her zaman kalbinde taşıyacağı bir gizemdi bu. Köyün güzelleri, onun gözünde bir efsane haline gelmişti.
Bu özel anın ardından, adamın hayatı hiçbir zaman eskisi gibi olmadı. Her köşede bir iz peşine düştü.
O kadının görüntüsü hafızasına yerleşmişti. Artık daha farklı bir gözle bakıyordu dünyaya.
GellIceri’nin tweet’i yine zihnine düştü. O denli sırrın nasıl bir araya geldiğini merak etti.
Belki de, bazı gizemler asla çözülmemeliydi. Yalnızca deneyimlenmeliydi.
Şu köylü çıplak kadınlar efsanesi, onun için bir öğreti sunmuştu. 